Sevmiyorum Mart ayını,
Neden diye sorsan sebebi çok bende, içim buruldu bir mart gecesi! Kendim mi olacağım, bir başkası mı? Boyun mu eğeceğim, bağıracak mıyım? Sevecek miyim, nefret mi edeceğim?
Bazen bir darbe iner yüzüne şaplak gibi, ya hiçbir sebebi yoktur, ya da sayamayacak kadar çoktur nedenler. Ya bir neden ararsın, ya da saymaya üşenip bir kenara atarsın..
Saymasan daha iyi, boş ver.
Sevgi denen o duygu yok mu, en aşağılık duygudur bu dünyada! Bırakıp gidemiyorsun…
En acı anında bile iyi bir taraf bulamaya çalışıyorsun, ne kötü… Ya da akıllılık edip, bundan sonra hiçbir şey düşünmek zorunda olmadığın bir yere gidiyorsun! Ama akıllılık da iyi değil. Ne güzel demişler ‘insan yaşarken bilmez yaşadığını’ diye. Bir anda bırakıveriyorsun her şeyi, ne yaptığını ne söylediğini bilmezken, yaşadığını nereden bileceksin zaten.
Ağır ağır çıkacağım bu merdivenlerden ama ölüm olmayacak aklımda, mutlu olma düşüncesiyle yaşayacağım, yoksa yok olur giderim bu batakta!
Ölüm bütün acıların sonu ama bütün mutlulukların da… Eğer öldükten sonra sürekli mutlu olacaksam, hiçbir zaman mutlu olmam ki, hiçbir zaman mutluluktan içim kabarmaz.
Ağır sözler sindirmek zordur, hele böyle üzgün bir mart gecesinde. Sıcakla soğuğun, mutlulukla hüznün, renkliyle tek düzenin, hatta canlıyla ölü arasında kalmış bir mevsimde gülmekle ağlamak arasındayım. Büyüyorum galiba.
İsterdim ki bir an için deniz hışırtısı, rüzgarın şarkısı ve yazın rutubeti olsun üzerimde. Ay donsun, ışığında yorgunluktan ölene dek dans edeyim. Aklımdaki her şey, hatta aklım yok olana kadar.
Sığınacak bir şey lazım ya herkese, herkes bu güzellikleri yaratana sığınır. Bense bu güzelliklere…
Sakinliğe, huzura, beyaz kumlara, pembe begonyalara... Yaratana bolca teşekkür ederim ancak. Aklımda bir sürü şey var, al bunları benden, dondur beni. Sevme ama hakaret etme, sahte olma benim gibi güzel mart gecesi…
17.03.05
23.30
p.p
12 Kasım 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder