2 Aralık 2009 Çarşamba

Senede Bir Gün

Bilgi: Bu yazı benim tarafımdan yazılmadı. Aslında bu yazı, kardeşim tarafından bana yazılmış bir mektup. Favori mektubum=) Hatta hayatımda en çok güldüğüm yazılardan biri olabilir. O yüzden paylaşmak istiyorum. Tarih: 09.01.2004 Ben: Öss'ye hazırlanıyorum. Sevgili kardeşim Pınar: Öss zamanım ve geleceğim hakkında kehanetlerde bulunuyor. =))

Sevgili Bahar,

Bu sabah yağmur var Bursa'da, gözlerim dolu dolu oluyor bilinmez niye...

Devamını getirmek isterdim bu harika MFÖ şarkısının ama malesef annem odamın kapısının önünde dolaşıyor. Umarım kapıyı açmaz, çok stresliyim çünkü iki gündür odanı topla diyor ama malesef odamda hala kitaplar yerlere saçılmış, torbalar uçuşuyor kafamın etrafında. Sana yazı yazmak için elime aldığım sayfayı, şakacı tozların altından çektim, televizyonumsa üzgün üzgün öksürüyor.

Daha demin edebiyat çalışıyordun ya, kişileştirme sanatının sözcüklerle nasıl oynadığını, belki de dünyanın en güzel dili olan Türkçe'ye nasıl bir ahenk kattığını tekrar gör istedim. Bu kağıdı sana yazmamın nedeni.. şey yapmak... şeyi vurgulamak... ee bu kağıdı yazmamın bir nedeni yok. Yo yo ya da var.

Biraz önce Deniz'le telefonda konuşurkenki küçük kahkahaların, yaramaz tebessümün ve baktıkça bana toprağın kutsallığını hatırlatan, kahverenginin en güzel tonundaki gözlerin bana yıllardır hiç hatırlamadığım bir değeri hatırlattı. Yazmayı...

Neden yazar insan? Bunun cevabını uzun uzun düşündüm ve cevabı buldum. İnsan birinin yüzüne söyleyemediklerini bu yolla çok daha kolay anlatıyor. Bugün bu tanımın yeni cevabı mesaj çekmek olsa da hala korunması gerekiyor kalem ve kağıdın. Ne yazık ki kompozisyon sınavında cevap 2222'ye atılmıyor. Mesela şöyle; Atatürk'ü çk svrdm. ii br dvlt admydı fln. Olmuyor be tatlı kız. Ah şu sokak argosu SARS gibi yayılıyor.

Daldan dala atlıyorum yazımda farkındayım Ama vurgulamak, günümüz gençliğine anlatmak istediğim öyle çok şey var ki... Bir yerden bağlıyorum işte babaannem gibi.

Eee, efendime söyleyeyim bazen seninle geçireceğim yılların azaldığını düşünmeye başlıyorum. Rüyalarımda görebiliyorum, her gün görüşebileceğimiz son 8 ayı... Hatta tahmin ediyorum.

1-Ocak Ayı: Sen yavaş yavaş çalışmalarına ağırlık verirsin, sinema olayını da birazcık kesersin. Test kitapları açılmaya başlar, üzerindeki matbaa kokusu yavaş yavaş silgi tozlarına ve işlemlere dönüşür. Bense her zamanki gibi eğlence dünyasına dalarım ve film projelerime hazırlığa hız veririm ve tabi Kommenyus eğitim projesine de...

2-Şubat Ayı: Sen çoktan 'yarı yıl hızlandırılmış proje'ye ayak uydurmaya başlarsın, artık hafta sonlarında ve haftaiçinde tamamen yaprak testler, deneme sınavları ve örnek sorulara dalarsın. Bense Uludağ'da kayak yaparım ve bayram paralarını yerim.

3-Mart Ayı: İlkbaharın gazıyla ve enerjisiyle kitaplara daha sıkı sarılırsın. Havalar pek ısınmadığı için adaptasyon bozulmaz. Bense Türk filmlerindeki asi ve zengin kız karakterinde kamera parasının dörtte üçünü biriktiririm ve artık sabaha karşı eve gelmeye başlarım.

4-Nisan Ayı: Kuzular meleşmeye, kumrular koklaşmaya başlamıştır. Sizin dershane de öğrenciler kendilerini iyice salmasınlar diye programı ağırlaştırır, sen de mecburen kafa patlata patlata soru çözme rekor denemelerine başlarsın.

5-Mayıs Ayı: Havalar iyice ısınmaya, kanlar kaynamaya başlar. Bu ay senin ve birçok arkadaşının doğumgünü olduğundan ve sen artık yavaş yavaş kendini sınava hazır hissettiğinden dolayı kendini biraz salarsın. Bense artık kendimi iyice yaz konserlerine, drama klübüne ve film çekimlerine vermişimdir.

6-Haziran Ayı: (1.hafta) Sen artık çalışmalarında iyice rahatlamaya başlarsın ve puanların 280'den aşağıya inmediğinden rahatlarsın. Dershane her gün sınav yapmaktadır. Yavaş yavaş Deniz'le İstanbul'da ev planları kurar, Baran ve Umut'la komşu olabileceğiniz evler bakarsınız.

(2.hafta) Dershane biter, çalışmalarına nokta koyarsın. Çünkü son sınav puanın 297'dir. Sınava 5 gün kalmıştır ve sen arkadaşlarınla tatil planları yaparsın. Ne de olsa artık reşitsin.

(3.hafta) Sınav biter, senin manyak geçer, Deniz ve diğer tüm arkadaşlarının da öyle. Ve bu mutlulukla benim 16. yaşıma girişimi kutlarız.

7-Temmuz Ayı: Tatil için kesin bir yer belirlenir ve bavullar hazırlanır. Tatil heyecanı başlar. İlk defa arkadaşların ve dünyada en çok sevdiğin insan olan benle tatile gideceksindir. 1 hafta Ege sahil kıyısı boyunca tatil yaparsın. Çok ağlamama ve ısrarlarıma rağmen ben evde kalırım! Ben de o sırada filmimin sonlarına doğru yaklaşırım.

(3.hafta) SINAV AÇIKLANIYOR!

meb.gov.tr'ye gireriz, adını soyadını ve TC kimlik no'nu yazıp 'işlet' butonuna basarız. ve...

Sen hampuan barajını geçemezsin. O sırada film geriye akmaya başlar ve biz aslında senin tüm dershane sınavlarında kopya çektiğini anlarız. Ve sen çok kötü patlarsın. Hepimiz seni teselli etmeye çalışırız. Deniz ve sen ev kızı olursunuz. Umut ve Baran da müzik grupları O'Rock için 'Umut Müzik'e giderler ama Neredesin Firuze'deki kabak kafalı adamın da dediği gibi ne umut vardır ne de müzik.

Baran ve Umut da el ele tutuşup boğaz köprüsünden atlarlar.

8-Ağustos Ayı: Yazının başında da söylediğim gibi beraber geçireceğimiz son aydır. Sen her gün evi temizlersin, yemek yaparsın ve KAZANMALİ programına katılır, 'Mehmet Ali Bey, ev kızıyım!' dersin.

9-E Y L Ü L A Y I : (Final Chapter)

Çektiğim film ajanslarca çok tutulur ve ben Hollywood'a çağırılırım. Böylece bir daha görüşmeyiz. Ben her ay size para yollarım.

Bir daha beni gördüğündeyse senin pek anlam veremediğin bir altın heykelciği havaya kaldırıyor ve sevgilim Orlando Bloom'a teşekkür ediyor olurum. Sana Pınar Bloom imzalı bir mektup gelir, yılda bir.

SENEDE BİR GÜN, SENEDE BİR GÜN

Pınar Emmerich
Felaket Tellalı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder