6 Aralık 2009 Pazar

Ayade-i Lüpriz

Ayade-i Lüpriz, geçen sene kurulmuş olan çok yeni ama şirin mi şirin bir müzik grubu. İsminin ne anlama geldiğini, neredeyse hayatın anlamını merak ettiğim kadar merak etsem de, sağdan soldan aldığım duyumlara göre grup üyeleri bunu açıklamak istemiyorlarmış. O yüzden ben de kaderime razı olup, grubun adına kendimce anlamlar yükleyip bu konuyu unutmaya çalışıyorum.

Ayade-i Lüpriz'in kurucuları, bildiğim kadarıyla Bahçeşehir Üniversitesi Müzik Kulübü üyelerinden çıkmış. Açıkçası kendime özgü başka nedenlerden dolayı çalışmalarını, çalışanlarını ve çalışma tarzlarını hiç sevmediğim bir kulübü bana yeniden sevdirmiştir bu grup.

Şu anda grubun Facebook sayfasından (http://www.facebook.com/group.php?gid=57337384456&ref=mf) edindiğim bilgilere göre vokalde Aytül Abak, klarnette Sarper Aksoy, perküsyonda Cem Utku, Elektrik gitarda Halil Ünsal, bass gitarda Kayra Ciray, davulda da Cenk Ediz Akyol varmış.

Grup üyelerini şahsen tanımasam da (Halil Ünsal hariç) hepsi çok eğlenceli, çok pozitif elektrik saçan insanlar. En azından sahnede öyleler. Grubun çok samimi ve eğlenceli gözükmesini bence büyük ölçüde, dünyanın en şeker insanlarından biri olan Halil Ünsal sağlıyor. Genelde grubun seyirciyle iletişimini vokaller kurar ama bu grup için pek geçerli değil bu kural.=) Daha çok gitaristin omuzlarında sanki bu görev.

Müzik tarzlarına gelince... Öncelikle, yine bildiğim kadarıyla, kendilerine ait şarkıları yok. Böyle Sezen Aksu, Levent Yüksel hatta Tarkan falan cover'lıyor, bununla da kalmıyor türkü bile söylüyorlar. Şöyle bir düşünüyorum da Sezen Aksu şarkılarını pek sevmem, türkü hiç dinlemem, grubun tarzı pop ağırlıklı.. Ama tüm bunların yanında konserlerinde en çok eğlendiğim gruplardan biri. Artık grubun kendi enerjisi midir, cover yapmayı iyi mi öğrenmişlerdir, ben konserlerinde fazla mı içiyorumdur bilinmez, bir yerden sevdiriyorlar kendilerini.

En son konserlerini 4 Aralık'ta Bahçeşehir Üniversitesi'nin öğrenci gecesinde verdiler. Geçen sene de en az iki üç kere farklı yerlerde izlemiştim grubu, ama nedense geçtiğimiz cuma ayrı bir haz aldım konserlerinden. (Aklınıza takılabilir diye hemen söyleyeyim, konser öncesi sadece bir kadeh şarap içmiştim) Herhalde artık uzun süredir beraber çalmanın olgunluğu, grubun oturmuşluğunun verdiği rahatlık ve kendi üniversitelerinde olmanın getirdiği güvenle bu kadar mükemmel bir performans sergilediler. Ayağımda 15 cm topuklu ayakkabılar olmasına rağmen hiç çekinmedim hopladım, zıpladım, dans ettim.

Bu yazı da böyle grup tanıtım yazısı gibi oldu ama ben büyük ölçüde geçtiğimiz cuma günü Ayade-i Lüpriz sayesinde nasıl eğlendiğimden bahsedecektim. Gerçi konser saat 8'de başlamış, ben ve birkaç arkadaşım Kadıköy'den Beşiktaş'a gelen vapuru kaçırınca konsere de bayağı geç kalmış olduk. Belki de o gece ondan çok kısa sürdü gibi geldi bana ama o kısa sürede yoğun doz aldığımız Ayade-i Lüpriz ile Taksim'de sabahlayıp, ertesi gün 3'e kadar uykusuz kalmak çok zor olmadı.

Çoğunlukla bir konuyla ilgili yazı yazacaksam bununla ilgili düşünür, beni gerçekten yazmaya değecek kadar etkileyip etkilemediğini değerlendirir, öyle yazmaya başlarım. Ama bu yazıyı yazmaya daha grubun konser verdiği salona girer girmez karar verdim.

Umarım Ayade-i Lüpriz yakın zamanda kendi şarkılarını da yazmaya başlar ve biz de bir gün bir konserlerinde onlarla beraber şarkılarını söyleriz.







1 yorum:

  1. ayade-i lüpriz kendi şarkılarını yaptı artık =)

    YanıtlaSil